Fatih Tutak, çağdaş Türk mutfağını uluslararası gastronomi sahnesine taşıyan en önemli şeflerden biri. İstanbul’da doğup büyüyen Tutak’ın hikâyesi, Türkiye’de başlayan ve dünyanın en prestijli mutfaklarından geçerek yeniden İstanbul’a dönen bir yolculuk.

Profesyonel aşçılık eğitimini Bolu Mengen Aşçılık Okulu’nda aldıktan sonra kariyerinin ilk önemli adımlarından birini Paul Pairet ile attı. Ardından Çin, Hong Kong ve Singapur’da çalışarak Asya mutfaklarının farklı tekniklerini ve ürün kültürünü yakından tanıdı.

Ancak kariyerinin yönünü değiştiren deneyimler bununla sınırlı kalmadı.

Tokyo’da, Seiji Yamamoto’nun üç Michelin yıldızlı Nihonryori RyuGin restoranında Japon mutfağının disiplinini, hassasiyetini ve ürüne duyulan saygıyı deneyimledi. Daha sonra Kopenhag’da René Redzepi ile Noma’da çalıştı. Yerellik, mevsimsellik ve coğrafyanın mutfaktaki rolü, bu dönemde Tutak’ın kendi gastronomi anlayışının temel taşlarından biri hâline geldi.

2015 yılında Bangkok’taki The Dining Room at The House on Sathorn’ın başına geçti. Restoran, onun liderliğinde Asia’s 50 Best Restaurants listesinde uluslararası başarı elde etti. Ancak Bangkok dönemi Fatih Tutak için yalnızca kariyer basamaklarından biri değildi.

Kendi mutfak kimliğini yeniden keşfettiği dönemdi.

Annesinden ilham alarak hazırladığı mantı yorumu “From My Mom”, Tutak’ın dünya mutfaklarında öğrendiği tekniklerle çocukluk hafızasını ilk kez bu kadar güçlü biçimde bir araya getirdiği tabaklardan biri oldu.

Bu deneyim, onu yeniden Türkiye’ye götüren düşüncenin başlangıcıydı.

Eve dönüş

2019 yılında İstanbul’a dönen Fatih Tutak, aynı yıl kendi restoranı TURK Fatih Tutak’ı açtı.

Buradaki amacı geleneksel Türk yemeklerini yalnızca modern bir sunumla yeniden üretmek değildi. Tutak, Türkiye’nin gastronomik hafızasını; yerel ürünler, mevsimsellik, üreticiler, çocukluk anıları ve çağdaş tekniklerle yeniden yorumlayan kendine özgü bir mutfak dili oluşturdu.

TURK’un felsefesinde Türkiye’nin coğrafyası merkezdedir. Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen ürünler ve geleneksel lezzetler, dünyanın farklı mutfaklarından edinilmiş tekniklerle bir araya gelir.

Sonuç ise geçmişe takılı kalan bir Türk mutfağı değil; geçmişini bilen ve geleceğe doğru ilerleyen bir mutfaktır.

İki Michelin yıldızı ve Türkiye gastronomisinde bir dönüm noktası

Michelin Guide’ın İstanbul için hazırladığı ilk seçkide TURK Fatih Tutak, doğrudan iki Michelin yıldızına layık görüldü.

Bu başarı, Fatih Tutak’ı yalnızca Türkiye’nin değil, uluslararası gastronomi dünyasının da en dikkat çeken şeflerinden biri hâline getirdi.

TURK Fatih Tutak, Michelin yıldızlarının yanı sıra La Liste tarafından 2023 ve 2024 yıllarında Türkiye’nin En İyi Restoranı olarak gösterildi ve 2023 yılında The World’s 50 Best Restaurants listesinde 66. sırada yer aldı.

Michelin Guide ise Fatih Tutak’ın mutfağını, Türk coğrafyasına ve yerel üreticilere duyduğu bağlılık; geleneklere gösterdiği saygı ve tanıdık lezzetleri yeni bir boyuta taşıyan yaklaşımıyla öne çıkarıyor.

Fatih Tutak’ın mutfağı

Fatih Tutak’ın hikâyesini tek bir cümlede anlatmak gerekirse:

Dünyanın en iyi mutfaklarında öğrendiklerini, kendi coğrafyasının hafızasını yeniden anlatmak için kullanan bir şef.

Onun mutfağında Japonya’dan öğrenilen hassasiyet, İskandinavya’dan gelen yerellik anlayışı ve Asya’nın teknik disiplini bulunabilir.

Ancak tabağın merkezinde her zaman Türkiye vardır.

Bir çocukluk hatırası, annesinin yaptığı bir yemek, Anadolu’dan gelen bir ürün veya Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşayan bir mutfak geleneği…

Fatih Tutak için gastronomi, yalnızca yeni bir şey yaratmak değil; zaten sahip olunan değerleri yeniden keşfetmektir.

Bugün İstanbul’daki TURK Fatih Tutak ile Türkiye’nin gastronomik mirasını dünyanın en üst düzey fine dining sahnesinde temsil etmeye devam eden Tutak, çağdaş Türk mutfağının geleceğini şekillendiren isimlerden biri olarak kabul ediliyor.

“Dünyayı gördükten sonra kendi mutfağına yeniden bakmak.”

Fatih Tutak’ın gastronomik yolculuğunu belki de en iyi anlatan düşünce budur.